6 Mart 2012 Salı
3 Mart 2012 Cumartesi
AŞK
Nefes alan bir çok insanın hayatı boyunca en az bir kere yaşadığı içinde sevgi,mutluluk,huzur,güzellik,hasret,ızdırap,aldatma,bekleyiş,kıskançlık,unutulma sendromu ve kaybetme korkuları gibi soyut kavramları barındıran 3 harfli bağzen söylenmesi bile insanı duygulandıran içinde eksiklik hissettiren bir kavramlar topluluğudur.Aşk konusunu ele almak gerekirse birçok başlık altında uzun uzunanlatmak gerekir ben genel olarak şu başlıklarda sizlere aşkı olan veya olmayan okurlarıma iletmek istiyorum....
KARŞILIKLI VE KARŞILIKSIZ AŞK
KARŞILIK-LI AŞK:İki kişi arasında adından da anlaşılacağı gibi karşılıklı paylaşılan duygular ve bu duyguların oluşturduğu iki kişilik bir roman.Bu romanın sayfalarını yazan bu iki kişiyi her ne kadar birbirlerine karşılıklı duygullar besleselerde çevre ve insanların bu sayfalarda büyük etkileri olur.Turk insanı olarak tat alamadığımız aşk türüdür.Osmanlı zamanında sırf sevdiğine kavuşunca şiir yazamayacağını düşünen şairler sevdiğine yakınlık göstermez uzaktan severlermiş.Aşkı popülerliğimize değişmeyen menfaatlerimiz için bile terk eden, hep "ölümüne" sevip hiç "bir ömür" boyu mutlu olmayı denememiş insanlarız.O yüzden bu aşk türü üzerinde fazla durmayacağım.Son olarak bu yan başlık için eklemek istediğim şudur karşılıksız aşk %70 ise bunun %30'u karşılıklı aşkı barındırır.
KARŞILIK-SIZ AŞK:Karşılıksız aşk büyük bir acıdır, çok da fena acıtır, ama güzeldir, illa ki karşılık beklemek bencilliktir, aşkın en büyüğü de budur, yaşanılası, acı çekilesi, tadılası ama kısa sürede atlatılasıdır.Türk edebiyatında vede antolojisinde bir çok yapıtta görülen aşk türüdür.Diğer başlıktada belittiğim gibi bir çok türk edebiyat sanatçısının şiir yazmak için oluşturmaya çalıştığı aşk türüdür.Karşılıksız aşk türü kendi içinde platonik,imkansız ve yasak aşk olmak üzere 3'e ayrılır ben size bu üç seçenek arasından Platonik aşk ile ilgili kendi başımdan geçen bir aşkı anlatacağım.Hikaye şöylr başlıyor;Yıl 2006 ilk okulu yeni bitirmiş Bursa Yenişehir'de bir lisede eğitim görmek için yolculuk hazırlığı yapıyorum.Yolculuk hazırlığı yapıyorum çünkü gideceğim yer Bursa'nın bir ilçesi vede evimize 100 km uzaklıkta.Bir yandan ailemden ayrı kalacağım için içimde hüzün desteleri saçıyorum bir yandanda gideceğim yurdu ve okulu merak edip karşılaşacağım insanları hayal ediyordum.Orta okulda erkekler tarafından bir çok kez dışlandım vede bununla kalmadı bana hakaret etmelerine maruz kaldım.Bunun sebebi ise kişiliğimde beslediğim kadınsı tarafımdı yani anlayacağınız kız gibi çocuk olduğum için bana TOP demeleri ve taciz etmeleri bende büyük gedikler luşturmuştu.Daha çok kızlarla arkadaş olup arkadaşlık ihtiyacımı onlarla gideriyordum.Bu olaylar yüzünden lise hayatına geçmiş olmam bana büyük mutluluk vede ilk okulda alınmış küçük yazı defterlerinin ilk sayfası gibi temiz bir sayfa açmama olanak sağlamıştı.Herşeye yeni baştan başladığım bu dönem ailemden uzak kalmamın verdiği ve gittiğim yurdun baskıları beni ilk zamanlar baya zorlamıştı, hatta annemin gardrobundan çaldığım aile fotoğraflarını gece çökünce cam kenarında bakıp bakıp göz yaşları dökmeme sebep olmuştu.Bir çok geceyi bu şekilde geçirdiğimi hatırlıyorum ,hatta yatmadan önce bütün ailemi hayal edip ağlamaktan ıslanan yastık kılıfında uyuya kalıyordum.Hafta sonlarının gelmesini sabırsızlıkla bekliyor izine gitmek için can atıyordum.İlk başlarda her hafta sonu gittiğim izinler daha sonra babam tarafından ''bak oğlum biz çok varklı bir aile değiliz her hafta izine gelmen beni maddi olarak sıkıyor,senden isteğim artık 2 haftada bir gelmen hatta gerekirse sadece aylık izine gelmen'' söylenen bu sözlerle 2 hafta hatta aylık izne dönüşmüştü.Her ne kadar kızsamda o zamanlar şimdi hak veriyorum.Maddi olduğunu düşünmüyorum ama sanırım onlardan uzak kalmama alışmam için vede derslerime daha fazla zaman ayırabimem için söylemişti bu sözleri.Özlem ve yanlızlıkla geçen bu lise 1 yılı benm için zor geçmişti ama Takdir belgesi aldığım için izinde ev bayram havası yaşamış ailem beni el ütsünde tutmuştu.Yaz bitti ve lise2 ye başlangıç yapmak için tekrar o lanet ileçeye gitmek için hazırlandım lise 2 dönemim geçen seneden tecrübeli olduğum için iyi geçiyor ama ilk defa kapıldığım aşk beni hem mutlu hemde bir o kadar üzüyordu.Evet aşık olmuştum aynı yurtta kaldığım Umut isminde akranım olan bir erkeğe.Nasıl oldu nasıl gelişti hala anlamış değilim ama bir çok izin dönüşlerinde ondan önce yurda gelip gelişini yurdun çatı katında bulunan küçük pencereden izliyor, onu gördüğüm zaman dünyalar benim oluyordu.O neredeyse her hafta sonu izne gidiyordu .Ben 2 haftada bir gittiğim için yurt onsuz tuzsuz yemek gibi geliyordu bana.Bir yandan ona beslediğim platonik aşk bir yandanda aramızda gelişen dostluk beni hem üzüyor hem mutlu ediyor.Bağzen el ele bile tutuşuyorduk bağzen o benm bacaklarıma kafasını koyuyordu bazende ben.Ama o bacağıma uzandığı zaman ben hep saçlarını okşuyordum.Bu yakınlaşma sadece bir arkadaşlık gösterisinden ibaretti ona göre ama bana göre dünyaları bile değişemeyeceğim sıcaklık.Bazen el kol şakaları yapıyordu bana aslına bakarsanız tepki veriyordum ama içim içimi yiyiyordu.Mutlu olduğu zamanlar kollarıyla boynuma sarılıp ağırlığını bana veriyordu.Her ne kadar ağır olsada öküz ben o ağırlığı taşımaktan mutluluk duyuyordum.Bütün lise dönemim onunla yaşadığım küslükler,paylaşımlar birlikte atıldığımız maceralarla geçti .Gün geldi ve çattı lise bitti ben ondan ayrılacağım için mutsuzdum boğazım düğümleniyor ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.Ayrılık zamanı geldi çattı vede biz ayrıldık.Sadece aynı yurtta olamayacağımız için üzülüyordum ama tekrar görüşeceğimizden adım gibi emindim.Şimdi aklıma geliyor bir ara Apantisi patlamıştı ve hastanede yatmıştı 2 gün Bursaya yanına gittiğimde yanında anneside vardı , öğle vakti yemek saatine denk gelmişti ziyaret saatimiz.Görevliler odaya yemek getirdiler ben ona yemek yedirmek için uzandığımda annesi benden önce davranıp yemeği aldı ve sen otur evladım ben yediririm demişti.Offff... kaynanalar hepsi aynı yaaaa.Lise bitti ve ben Gemlikte dershaneye gitmeye başladım bu dönemde henüz interneti yeni yeni keşfetmeye başlamıştım .Keşfedemez olaydım internetten önceki yaşamımda aşklar bir başkaydı benm için.Şu anda her ne kadar dert yansamda o zamanlar benim için büyük niğmet olan internet hayatıma yeni birini almamı sağladı.Hala Umut ile görüşüyor hatta neredeyse haftada en az 1 kere telleşiyorduk.Taaa ki hayatıma aldığım yeni insan ve ilk insan İlkere aşık olana kadar.İlkere duyduğum aşk umut ile aramızda geçenleri unutturmuş yeni ve farklı bir hayata adım atmamı sağlamıştı.Umutun aşkı içimde hep bi yerlerde yaşadı ve birdün verdiğim o salak karar ile telefonda ona karşı hissettiğim vede yurtta ona karşı beslediğim duyguları söyledim.Her hetero sexual gibi tedavi olmam için elinden geleni yapacağını her zaman yanında olacağını söylemişti.Ama ben tedavi olmak istemediğimi ve bunun bende ben olduğunu söylediğim ana kadar.Baktım bu benden soğuyor ben salak gibi sözümün arkasında durmak yerine ona sadece şaka yaptım seni denemek için:((( Offf allahım yapılmayacak şey şaka değil ! Şaka yaptığımı söylemem.Ve o gün o gündür onunla bir daha hiiiiç konuşmadık .AAA pardon geçenlerde istanbulda Haspa kafede otururken aklıma geldi.Numarasını ezbere bildiğim için mesaj attım ve beni aradı saydırmaya başladı bende saydırdım karşılıklı küfürleştik:) Sadece şu sözleri aklımda kaldı .Sen beni denemekle hata yaptın ben sana dostum arkadaşım demiştim.(Ne denemesi be ben sana deli gibi aşıktım sadece kopmamak için şaka yaptığımı söylemiştim.)Şimdi hayatta kimseye inancım kalmadı kimseye güvenmiyorum vede yanlızım hiç kimsem yok.Bu sözleri beni bitirmişti ,bir ara onu aramakla hayamı yaptığımı düşünmüştüm .Ama şu kanıya vardım;'' Biten her aşkın ardından ondan önceki aşk aranıyormuş...''
KARŞILIKLI VE KARŞILIKSIZ AŞK
KARŞILIK-LI AŞK:İki kişi arasında adından da anlaşılacağı gibi karşılıklı paylaşılan duygular ve bu duyguların oluşturduğu iki kişilik bir roman.Bu romanın sayfalarını yazan bu iki kişiyi her ne kadar birbirlerine karşılıklı duygullar besleselerde çevre ve insanların bu sayfalarda büyük etkileri olur.Turk insanı olarak tat alamadığımız aşk türüdür.Osmanlı zamanında sırf sevdiğine kavuşunca şiir yazamayacağını düşünen şairler sevdiğine yakınlık göstermez uzaktan severlermiş.Aşkı popülerliğimize değişmeyen menfaatlerimiz için bile terk eden, hep "ölümüne" sevip hiç "bir ömür" boyu mutlu olmayı denememiş insanlarız.O yüzden bu aşk türü üzerinde fazla durmayacağım.Son olarak bu yan başlık için eklemek istediğim şudur karşılıksız aşk %70 ise bunun %30'u karşılıklı aşkı barındırır.
KARŞILIK-SIZ AŞK:Karşılıksız aşk büyük bir acıdır, çok da fena acıtır, ama güzeldir, illa ki karşılık beklemek bencilliktir, aşkın en büyüğü de budur, yaşanılası, acı çekilesi, tadılası ama kısa sürede atlatılasıdır.Türk edebiyatında vede antolojisinde bir çok yapıtta görülen aşk türüdür.Diğer başlıktada belittiğim gibi bir çok türk edebiyat sanatçısının şiir yazmak için oluşturmaya çalıştığı aşk türüdür.Karşılıksız aşk türü kendi içinde platonik,imkansız ve yasak aşk olmak üzere 3'e ayrılır ben size bu üç seçenek arasından Platonik aşk ile ilgili kendi başımdan geçen bir aşkı anlatacağım.Hikaye şöylr başlıyor;Yıl 2006 ilk okulu yeni bitirmiş Bursa Yenişehir'de bir lisede eğitim görmek için yolculuk hazırlığı yapıyorum.Yolculuk hazırlığı yapıyorum çünkü gideceğim yer Bursa'nın bir ilçesi vede evimize 100 km uzaklıkta.Bir yandan ailemden ayrı kalacağım için içimde hüzün desteleri saçıyorum bir yandanda gideceğim yurdu ve okulu merak edip karşılaşacağım insanları hayal ediyordum.Orta okulda erkekler tarafından bir çok kez dışlandım vede bununla kalmadı bana hakaret etmelerine maruz kaldım.Bunun sebebi ise kişiliğimde beslediğim kadınsı tarafımdı yani anlayacağınız kız gibi çocuk olduğum için bana TOP demeleri ve taciz etmeleri bende büyük gedikler luşturmuştu.Daha çok kızlarla arkadaş olup arkadaşlık ihtiyacımı onlarla gideriyordum.Bu olaylar yüzünden lise hayatına geçmiş olmam bana büyük mutluluk vede ilk okulda alınmış küçük yazı defterlerinin ilk sayfası gibi temiz bir sayfa açmama olanak sağlamıştı.Herşeye yeni baştan başladığım bu dönem ailemden uzak kalmamın verdiği ve gittiğim yurdun baskıları beni ilk zamanlar baya zorlamıştı, hatta annemin gardrobundan çaldığım aile fotoğraflarını gece çökünce cam kenarında bakıp bakıp göz yaşları dökmeme sebep olmuştu.Bir çok geceyi bu şekilde geçirdiğimi hatırlıyorum ,hatta yatmadan önce bütün ailemi hayal edip ağlamaktan ıslanan yastık kılıfında uyuya kalıyordum.Hafta sonlarının gelmesini sabırsızlıkla bekliyor izine gitmek için can atıyordum.İlk başlarda her hafta sonu gittiğim izinler daha sonra babam tarafından ''bak oğlum biz çok varklı bir aile değiliz her hafta izine gelmen beni maddi olarak sıkıyor,senden isteğim artık 2 haftada bir gelmen hatta gerekirse sadece aylık izine gelmen'' söylenen bu sözlerle 2 hafta hatta aylık izne dönüşmüştü.Her ne kadar kızsamda o zamanlar şimdi hak veriyorum.Maddi olduğunu düşünmüyorum ama sanırım onlardan uzak kalmama alışmam için vede derslerime daha fazla zaman ayırabimem için söylemişti bu sözleri.Özlem ve yanlızlıkla geçen bu lise 1 yılı benm için zor geçmişti ama Takdir belgesi aldığım için izinde ev bayram havası yaşamış ailem beni el ütsünde tutmuştu.Yaz bitti ve lise2 ye başlangıç yapmak için tekrar o lanet ileçeye gitmek için hazırlandım lise 2 dönemim geçen seneden tecrübeli olduğum için iyi geçiyor ama ilk defa kapıldığım aşk beni hem mutlu hemde bir o kadar üzüyordu.Evet aşık olmuştum aynı yurtta kaldığım Umut isminde akranım olan bir erkeğe.Nasıl oldu nasıl gelişti hala anlamış değilim ama bir çok izin dönüşlerinde ondan önce yurda gelip gelişini yurdun çatı katında bulunan küçük pencereden izliyor, onu gördüğüm zaman dünyalar benim oluyordu.O neredeyse her hafta sonu izne gidiyordu .Ben 2 haftada bir gittiğim için yurt onsuz tuzsuz yemek gibi geliyordu bana.Bir yandan ona beslediğim platonik aşk bir yandanda aramızda gelişen dostluk beni hem üzüyor hem mutlu ediyor.Bağzen el ele bile tutuşuyorduk bağzen o benm bacaklarıma kafasını koyuyordu bazende ben.Ama o bacağıma uzandığı zaman ben hep saçlarını okşuyordum.Bu yakınlaşma sadece bir arkadaşlık gösterisinden ibaretti ona göre ama bana göre dünyaları bile değişemeyeceğim sıcaklık.Bazen el kol şakaları yapıyordu bana aslına bakarsanız tepki veriyordum ama içim içimi yiyiyordu.Mutlu olduğu zamanlar kollarıyla boynuma sarılıp ağırlığını bana veriyordu.Her ne kadar ağır olsada öküz ben o ağırlığı taşımaktan mutluluk duyuyordum.Bütün lise dönemim onunla yaşadığım küslükler,paylaşımlar birlikte atıldığımız maceralarla geçti .Gün geldi ve çattı lise bitti ben ondan ayrılacağım için mutsuzdum boğazım düğümleniyor ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.Ayrılık zamanı geldi çattı vede biz ayrıldık.Sadece aynı yurtta olamayacağımız için üzülüyordum ama tekrar görüşeceğimizden adım gibi emindim.Şimdi aklıma geliyor bir ara Apantisi patlamıştı ve hastanede yatmıştı 2 gün Bursaya yanına gittiğimde yanında anneside vardı , öğle vakti yemek saatine denk gelmişti ziyaret saatimiz.Görevliler odaya yemek getirdiler ben ona yemek yedirmek için uzandığımda annesi benden önce davranıp yemeği aldı ve sen otur evladım ben yediririm demişti.Offff... kaynanalar hepsi aynı yaaaa.Lise bitti ve ben Gemlikte dershaneye gitmeye başladım bu dönemde henüz interneti yeni yeni keşfetmeye başlamıştım .Keşfedemez olaydım internetten önceki yaşamımda aşklar bir başkaydı benm için.Şu anda her ne kadar dert yansamda o zamanlar benim için büyük niğmet olan internet hayatıma yeni birini almamı sağladı.Hala Umut ile görüşüyor hatta neredeyse haftada en az 1 kere telleşiyorduk.Taaa ki hayatıma aldığım yeni insan ve ilk insan İlkere aşık olana kadar.İlkere duyduğum aşk umut ile aramızda geçenleri unutturmuş yeni ve farklı bir hayata adım atmamı sağlamıştı.Umutun aşkı içimde hep bi yerlerde yaşadı ve birdün verdiğim o salak karar ile telefonda ona karşı hissettiğim vede yurtta ona karşı beslediğim duyguları söyledim.Her hetero sexual gibi tedavi olmam için elinden geleni yapacağını her zaman yanında olacağını söylemişti.Ama ben tedavi olmak istemediğimi ve bunun bende ben olduğunu söylediğim ana kadar.Baktım bu benden soğuyor ben salak gibi sözümün arkasında durmak yerine ona sadece şaka yaptım seni denemek için:((( Offf allahım yapılmayacak şey şaka değil ! Şaka yaptığımı söylemem.Ve o gün o gündür onunla bir daha hiiiiç konuşmadık .AAA pardon geçenlerde istanbulda Haspa kafede otururken aklıma geldi.Numarasını ezbere bildiğim için mesaj attım ve beni aradı saydırmaya başladı bende saydırdım karşılıklı küfürleştik:) Sadece şu sözleri aklımda kaldı .Sen beni denemekle hata yaptın ben sana dostum arkadaşım demiştim.(Ne denemesi be ben sana deli gibi aşıktım sadece kopmamak için şaka yaptığımı söylemiştim.)Şimdi hayatta kimseye inancım kalmadı kimseye güvenmiyorum vede yanlızım hiç kimsem yok.Bu sözleri beni bitirmişti ,bir ara onu aramakla hayamı yaptığımı düşünmüştüm .Ama şu kanıya vardım;'' Biten her aşkın ardından ondan önceki aşk aranıyormuş...''
2 Mart 2012 Cuma
BAĞZEN YAŞANILANLARI ÇEVREDEKİ VARLIKLARLA FABLLAŞTIRIP DERS VERMEK LAZIM
AY VE YILDIZLARI 20.10.2009 Bu tarih hayatımda büyük yara açmış benliğimde pisikolojik gedikler açılmasına sebep olmuş bir tarih.Yanlış hatırlamıyorsam birkaç gün sonrasında beni bile şaşırtan bir fabl dökülmüştü dudaklarımdan.Hayatta kıymetini bilmeyipte sonradan iş işten geçtikten sonra kaybettiğimiz insanlar için akan göz yaşlarının faydasız olduğunu ve bunun her zaman tekerrür edeceğini anlattıran Fabl :Gökyüzü her zamankinden daha ihtişamlı vede Yıldızlar dur durak bilmeden parıl parıl parıldıyorlar.Bu güzelliğe ekim ayının ikinci haftasının ilk günü dikkat ediliyor ve bir yığın insan oturmuş gökyüzünün bu efsanevi güzelliğini izliyor.İzlemeye başlayan her insan bu ihtişamın içinden düşecek ilk Yıldız'ı vede bu Yıldız uğruna dileyecekleri dileği düşünüp hayranlıkla izlemeye devam ediyorlar.Herşeyin yolunda gittiği salı gününü çarşamba gününe bağlayan bu gece bir Yıldız'ın şiddetle yanıp sönmeye başlamasıyla bir şeylerin ters gidişine sebep oluyor.Ben olayı ilahi bakış açısı ile gökyüzünden izlemeye koyuluyor vede bu Yıldız'ın hangi sebepten dolayı yanıp söndüğünü öğrenmek için gökyüzüne gizliden gizliye kulak misafiri oluyorum.Gördüklerim ve duyduklarım şöyle:Bir kaç Yıldızda benm kadar meraklı ki bir araya toplanıp bu Yıldız'ın yanına gidiyorlar.Aralarında geçen konuşma şöyle.
---Merhaba! Yıldız kardeş...
(Yıldız hiç oralı olmuyor ama zorlada olsa Yıldızlar'ın selamına karşılık veriyor.)
---Merhaba...
---Herşey yolundamı uzun zamandır seni gözetliyoruz hepimiz durmadan yanıyor bir tek sen durmadan yanıp sönüyorsun.Sakıncası yoksa bunun sebebini öğrenebilirmiyiz?
---Çünkü hepiniz monarşik yönetimden memnun ve o kendini lider sanan Ay'a itatat ediyorsunuz.Ben sıkıldım artık ona itaat etmekten öfkem bundandır.Artık hayatta kendi kararlarımı kendim vermek istiyorum.Yapmak istediğim herşeyi özgürce yaşamak vede bunun hesabını vermek zorunda kalmak istemiyorum.
Duydukları karşısında neye uğradıklarına şaşıran Yıldızlar bir anda sönüyor ve bu isyankar Yıldızı hiç zaman kaybetmeden Ay'ın huzuruna çıkarak ona anlatıyorlar.Bir kaç dadika sonra bu Yıldızlar tekrar öfkeli ve isyan eden yıldızın yanına gelip onu Ay'ın huzuruna çağırdığını söylüyorlar.Yıldız hala isyan ediyor vede ayın huzuruna çıkarak ayaklanma çıkaracağım düşüncesi ile yapması gerekenleri bir bir düşünüyor.Yıldız ayın huzuruna çıkar ve arkası kendisine dönük olan Ay ile iletişem kurmak için boğazını ayıklıyormuş gibi yapıp dikkat çekmeye çalışır.Ay birden önünü ona döner ve yıldız karşılaştığı durumdan dolayı şaşkına döner.Ay kıpkırmızı olmuş kançanağına dönmüş ağlamaktan.Yıldız bu her nekadar isyankar olsada bir o kadar meraklı.
---Efendim neyiniz var neden bu haldesiniz?Neden ağlıyorsunuz?(İsyankar Yıldız)
---Ben ağlamayayımda kimler ağlasın.Ben hiç bir zaman kendimi düşünmedim her zaman siz Yıldızları düşündüm.Her zaman bende bulunan ışık ve parlaklığı siz yıldızlara eşit miktarda ayrıcalık tanımadan dağıttım.Dağıttım ,dağıttım ki siz benden daha çok dikkat çekin,insanlar sizi izlesin size bakarken mutlu olsunlar diye.Aşıklar size bakıp hayaller kursun diye.Biri bir şey edinecekse sizden birini edinsin diye.(Gerçekten öyledir insanlardan Ay'ı tutan birini hiç görmedim, herkesin bir yıldızı vardır belki ama bu hiçbir zaman Ay olmamıştır.).
Duydukları karşısında şaşkına dönen Yıldız göz yaşlarına hakim olamamış vede ağlayarak gökyüzünü inletmiştir.Yıldız isyanına utanmış yapmaması gereken bu durumdan dolayı kendisinden utanç duymuş ve oracıkta kayıııp gitmiş.
Her geçen gün bu hikayeyi bir kaç yıldız duyarmış bunu duyan yıldızlar oldukları yerde kayıııp giderlermiş...
Bu yıldızların kaydığını gören insanlar dilek dileyip hayaller kuruyor.Oy saki hikayeyi bir bilseler onlarda oracıkta kayıııp giderler. :))))
Beni okuduğunuz için teşekkür ederim....
---Merhaba! Yıldız kardeş...
(Yıldız hiç oralı olmuyor ama zorlada olsa Yıldızlar'ın selamına karşılık veriyor.)
---Merhaba...
---Herşey yolundamı uzun zamandır seni gözetliyoruz hepimiz durmadan yanıyor bir tek sen durmadan yanıp sönüyorsun.Sakıncası yoksa bunun sebebini öğrenebilirmiyiz?
---Çünkü hepiniz monarşik yönetimden memnun ve o kendini lider sanan Ay'a itatat ediyorsunuz.Ben sıkıldım artık ona itaat etmekten öfkem bundandır.Artık hayatta kendi kararlarımı kendim vermek istiyorum.Yapmak istediğim herşeyi özgürce yaşamak vede bunun hesabını vermek zorunda kalmak istemiyorum.
Duydukları karşısında neye uğradıklarına şaşıran Yıldızlar bir anda sönüyor ve bu isyankar Yıldızı hiç zaman kaybetmeden Ay'ın huzuruna çıkarak ona anlatıyorlar.Bir kaç dadika sonra bu Yıldızlar tekrar öfkeli ve isyan eden yıldızın yanına gelip onu Ay'ın huzuruna çağırdığını söylüyorlar.Yıldız hala isyan ediyor vede ayın huzuruna çıkarak ayaklanma çıkaracağım düşüncesi ile yapması gerekenleri bir bir düşünüyor.Yıldız ayın huzuruna çıkar ve arkası kendisine dönük olan Ay ile iletişem kurmak için boğazını ayıklıyormuş gibi yapıp dikkat çekmeye çalışır.Ay birden önünü ona döner ve yıldız karşılaştığı durumdan dolayı şaşkına döner.Ay kıpkırmızı olmuş kançanağına dönmüş ağlamaktan.Yıldız bu her nekadar isyankar olsada bir o kadar meraklı.
---Efendim neyiniz var neden bu haldesiniz?Neden ağlıyorsunuz?(İsyankar Yıldız)
---Ben ağlamayayımda kimler ağlasın.Ben hiç bir zaman kendimi düşünmedim her zaman siz Yıldızları düşündüm.Her zaman bende bulunan ışık ve parlaklığı siz yıldızlara eşit miktarda ayrıcalık tanımadan dağıttım.Dağıttım ,dağıttım ki siz benden daha çok dikkat çekin,insanlar sizi izlesin size bakarken mutlu olsunlar diye.Aşıklar size bakıp hayaller kursun diye.Biri bir şey edinecekse sizden birini edinsin diye.(Gerçekten öyledir insanlardan Ay'ı tutan birini hiç görmedim, herkesin bir yıldızı vardır belki ama bu hiçbir zaman Ay olmamıştır.).
Duydukları karşısında şaşkına dönen Yıldız göz yaşlarına hakim olamamış vede ağlayarak gökyüzünü inletmiştir.Yıldız isyanına utanmış yapmaması gereken bu durumdan dolayı kendisinden utanç duymuş ve oracıkta kayıııp gitmiş.
Her geçen gün bu hikayeyi bir kaç yıldız duyarmış bunu duyan yıldızlar oldukları yerde kayıııp giderlermiş...
Bu yıldızların kaydığını gören insanlar dilek dileyip hayaller kuruyor.Oy saki hikayeyi bir bilseler onlarda oracıkta kayıııp giderler. :))))
Beni okuduğunuz için teşekkür ederim....
O ZAMANLAR YAZDIĞIM TRAVMATİK YAZILARDAN BİRİ
Kaderimi keşfetmek için, canavr tellalları ile dolu bu ölüm vadisinde, yaptığım savaşlardan yenik düşmüş küçük bir çocuğum ben.Ölümün soğukluğu zarif bedenimi sarmış, kimsesizler dünya mezarlığında ölüyorum.Bükülmüş onlarca ruhlar aleminde kasvetle yoğrulmuş sonumu bekliyorum.Aklımda son bulmuş yenilgilerim, elimde ise kefenimin dikilmemiş son parçasına ağlıyorum.
Sakın bu yazıya bakıp beni depresif psikomanyak sanmayın.Bu sadece o dönemler yaşadığım zor olaylardan ruhuma işlemiş melenkolik olayların yaşattığı duygusal tramva.Evet çok sevdiğim birini kaybettim.Bu benim ve hayatımın dönüm noktası oldu.Herşey bitti hayat durdu derken bir anda bu yaşadıklarımı yazmak yerini anlatabileceğim o kişi ile tanışmıştım vede onunla duygusalık yüklü rauntlar yaşıyor bu rauntlar seans seans ilerlerken,bende kendimi ve ruh halimi o kişiye anlatıyor bulunduğum kimsesizler dünya mezarlığından sosyal hayata terfi etmeye çalışıyordum.Sağolsun çok büyük faydaları oldu kendimi insan olarak yaşayan bir ölü olarak görüyordum sayesinde artık mezarlıklar değilde insanlar ölü gibi geliyordu bana.Bir ara ayrılma noktasına gelmiştik tabi bunu ben istemiştim çünkü;olaylar içinden çıkılamaz hal almaya başlıyor benm çektiğim ondan arta kalan zamanın yanlızlık sendromu yükseliyuordu bu derslerimi ve geleceğimi etkiliyordu.Evet o akşam onunla geçirdiğimiz sahil turu ve sonrası beni otobüs durağında yolcularken bir anda ağzımdan şu kelimeler dökülmeye
başladı.''Bak ilker sen benden en kolay rolü oynamamı istiyorsun ama şunu bilmeni isterim ki hayatta zaten oynanması gereken büyük kolay rolleri oynadım artık zor piyesler istiyor bunların baş rolleri yerine kuytuda kalmış görünüşte hiçbirşey ifade etmeyen ama bir çok anlam yüklü olmasa olmazlardan biri olmak istiyorum.Sen benim ile birlikte başkalarınıda katmak istiyorsun hayatına (açık ilişki yaşamak istiyo ibneee...)Bu piyes benm için sadece 2 kişilik eğer sana uyuyorsa gel oynayalım vede bırak yazarı olmayı bu tek perdelik senaryonun.Herşey kendiliğinden gelişsin.Sihirli bir kalem alalım hayatımıza vede o yazsın.(gözleri nemlenmiş neredeyse ağlayacak seviyeye gelmişti.)Sonunda patlattım bombayı vede şöyler söyledim.Ben bu rolde senin yazdığın senaryoyu canlandırmayacağım belki bir yerlerde benm istediğim gibi senaryo yazarı vardır.Şimdi bu otobüse binip gideceğim vede burada yanlız kalacaksın evet umarım bu yanlızlığı paylaşa bileceğin birileri vardır hayatında.Güle güle....
Umurbeyde evdeyim ve gelen ilk mesaj şöyle : Ben seni çok seviyorum hayatımda olmanı istiyorum hep .Ne olur bırakma beni bla bla bla...Saçmalık.Bu ardı arkası kesilmeyen acıtasyon mesajları ertesi gün kapıma dayanması ile son buldu vede yaşanan ve konuşulanlar beni şuanda düşündürüyor çoook saçmalamışız beeee. İLkerin kapıma dayanması vede konuşulanlar birdahaki bölümde anlatacağım arkadaşlar.....
Sakın bu yazıya bakıp beni depresif psikomanyak sanmayın.Bu sadece o dönemler yaşadığım zor olaylardan ruhuma işlemiş melenkolik olayların yaşattığı duygusal tramva.Evet çok sevdiğim birini kaybettim.Bu benim ve hayatımın dönüm noktası oldu.Herşey bitti hayat durdu derken bir anda bu yaşadıklarımı yazmak yerini anlatabileceğim o kişi ile tanışmıştım vede onunla duygusalık yüklü rauntlar yaşıyor bu rauntlar seans seans ilerlerken,bende kendimi ve ruh halimi o kişiye anlatıyor bulunduğum kimsesizler dünya mezarlığından sosyal hayata terfi etmeye çalışıyordum.Sağolsun çok büyük faydaları oldu kendimi insan olarak yaşayan bir ölü olarak görüyordum sayesinde artık mezarlıklar değilde insanlar ölü gibi geliyordu bana.Bir ara ayrılma noktasına gelmiştik tabi bunu ben istemiştim çünkü;olaylar içinden çıkılamaz hal almaya başlıyor benm çektiğim ondan arta kalan zamanın yanlızlık sendromu yükseliyuordu bu derslerimi ve geleceğimi etkiliyordu.Evet o akşam onunla geçirdiğimiz sahil turu ve sonrası beni otobüs durağında yolcularken bir anda ağzımdan şu kelimeler dökülmeye
başladı.''Bak ilker sen benden en kolay rolü oynamamı istiyorsun ama şunu bilmeni isterim ki hayatta zaten oynanması gereken büyük kolay rolleri oynadım artık zor piyesler istiyor bunların baş rolleri yerine kuytuda kalmış görünüşte hiçbirşey ifade etmeyen ama bir çok anlam yüklü olmasa olmazlardan biri olmak istiyorum.Sen benim ile birlikte başkalarınıda katmak istiyorsun hayatına (açık ilişki yaşamak istiyo ibneee...)Bu piyes benm için sadece 2 kişilik eğer sana uyuyorsa gel oynayalım vede bırak yazarı olmayı bu tek perdelik senaryonun.Herşey kendiliğinden gelişsin.Sihirli bir kalem alalım hayatımıza vede o yazsın.(gözleri nemlenmiş neredeyse ağlayacak seviyeye gelmişti.)Sonunda patlattım bombayı vede şöyler söyledim.Ben bu rolde senin yazdığın senaryoyu canlandırmayacağım belki bir yerlerde benm istediğim gibi senaryo yazarı vardır.Şimdi bu otobüse binip gideceğim vede burada yanlız kalacaksın evet umarım bu yanlızlığı paylaşa bileceğin birileri vardır hayatında.Güle güle....
Umurbeyde evdeyim ve gelen ilk mesaj şöyle : Ben seni çok seviyorum hayatımda olmanı istiyorum hep .Ne olur bırakma beni bla bla bla...Saçmalık.Bu ardı arkası kesilmeyen acıtasyon mesajları ertesi gün kapıma dayanması ile son buldu vede yaşanan ve konuşulanlar beni şuanda düşündürüyor çoook saçmalamışız beeee. İLkerin kapıma dayanması vede konuşulanlar birdahaki bölümde anlatacağım arkadaşlar.....
1 Mart 2012 Perşembe
Yeni Ben Ve Bendeki İlk O
KENDİM İLE TANIŞTIM
Malatyadan yeni geldim Bursa'ya .... Girmiş olduğum ygs sınavından istediğim sonucu elde edemediğim için Bursa Gemliğin Umurbey Beldesinden memur olan ve yanlız yaşayan amacamın yanına taşınmaya vede koca yılı orada geçirmeye karar verdim.Amacım her lise mezunu öğrenci gibi dershaneye gitmek vede üniversiteyi kazanmak ...Aslına bakarsanız bu kararı ben vermedim ailem ve akrabai tahlukatların büyük etkisi oldu, bende onları kırmamak için otariter tavırlı ,sert kişilikli, hiçbir zaman gülerken görmediğim o kişinin ,amcamın yanına yerleştim...İlk zamanlar gayet hoş geçen bu dersane muhabbeti daha sonra boka sardı vede bunda en büyük payı olan kişi benm için özel zannettiğim bir erkekti.(Gergadan olarak dalandırdığım vede damızlık öküz olarak biçimlendirdiğim sex abideleri....)
Geçen hafta görüştüğümüzden beri sadece 50 mesajcık attı bana ve mesajların geneli övgü dolu sözler vede sırıttıran iltifatlar, geriye kalanlar ise iyi geceler vede sabahın 7 'sinde gelen günaydın mesajları.Herşey gayet yolunda gidiyor ben dersaneye dersaneden sonra sahil turuna ve daha sonra otobüse binip Umurbey'e eve geliyorum ilk hafta bu şekilde geçti ve cuma günü gelen bir mesaj beni heyecanlandırmaya vede hayatıma biraz maratonluk katmama sebep oldu.Mesaj:Merhaba naber nasıl geçiyor günlerin ? Güzel yüzünü vede muhteşem gülüşünü unutamadım, sende bir başka hissediyorum kendimi eğer yarın müsaitsen dershaneden sonra sennle görüşmek ve sahilde çaybahçesinde oturup bişiler içmek isterim.(Şu çay bahçelerinin dili olsada konuşsalar , canım cicim aylarının vaz geçilmez mekanlarından biri :))) Artık çay bahçeleri yerine bedroom tercih ediyorum eeee anacım geçen zamana yazık versende bi türlü vermesende bi türlü en iyisi başladığı gibi bitsinki sıradakilerde nasiplensin sonuçta toprak olacak.:)))
ERTESİ GÜN:Dershanede zaman geçmek bilmiyor , sınıfı bir çay bahçesi olarak hayal ediyor öğretmenide orada çalışan bir garson olarak görüyorum yanımdaki kızıda dershaneden sonra görüşeceğim ilerde arkek arkadaşım olacak şahıs olarak görüyorum.Biryandan dersi kaçırmamaya çalışıyor bir yandanda çaybahçesinde geçireceğim zorlu maratonu hayal ediyorum,bir ara öğretmenin sorduğu bir soruya bende bir çay alabilirmiyim diyecektim o derece yani :)))Sanırım önümdeki bir çok dershane günüm böyle sabırsızlıkla beklemekle geçecek.Zaman gelip çattı vede kendimi elimde test kitaplarıyla sakil yolundaki o kafenin kapısında buldum.Orada oturuyo o.....çocuğu .Pişmiş kelle gibi sırıyor hergele ama ne yapim kendimi kaptırıyorum her seferinde ve tuzağa düşüyorum.Oturduğu masaya giderken bile tercih yapmak için yanında bulunan 3 sandalyeden hangisine oturmalıyım diye düşünüyorum...Otur işte birine sonuç olarak en fazla 30 dk oturacaksınız vede seni tekrar evine davet edecek sende başta mırıldanacaksın ama sonra tıpış tıpış gideceksin kalp düşmanı genç lubunya katili ile:)))
Herşey düşündüğüm gibi oldu kendimi onun sıcak kolllarında öpüşürken ağzımın içinde gezinen ıslak sıcak dilinde erirken buldum...Allahım beni çok heycanlandırıyor sözleri içimi eritiyor ,bakışları pembe bulutlarla kaplı bir ormandaymışım gibi hissettiriyordu.Süper bir kokusu vardı dağ yamaçlarında bulunan ıhlamurların deniz yosunları ile sex yaptıktan sonra ortaya çıkan o egzotik aroma kokusu....Tam olarak olmak istediğim yeni kişiliğim vede bunun ilk meyvesi olan ismi beni heycanlandıran şahıs İlker ve Serhanın bir arada geçirdiği ihtiras ve aşk acısı ile geçen dedikoduların vede aldatmaların çevrelediği hikaye başlıyor....
Devam Edecek...
Malatyadan yeni geldim Bursa'ya .... Girmiş olduğum ygs sınavından istediğim sonucu elde edemediğim için Bursa Gemliğin Umurbey Beldesinden memur olan ve yanlız yaşayan amacamın yanına taşınmaya vede koca yılı orada geçirmeye karar verdim.Amacım her lise mezunu öğrenci gibi dershaneye gitmek vede üniversiteyi kazanmak ...Aslına bakarsanız bu kararı ben vermedim ailem ve akrabai tahlukatların büyük etkisi oldu, bende onları kırmamak için otariter tavırlı ,sert kişilikli, hiçbir zaman gülerken görmediğim o kişinin ,amcamın yanına yerleştim...İlk zamanlar gayet hoş geçen bu dersane muhabbeti daha sonra boka sardı vede bunda en büyük payı olan kişi benm için özel zannettiğim bir erkekti.(Gergadan olarak dalandırdığım vede damızlık öküz olarak biçimlendirdiğim sex abideleri....)
Geçen hafta görüştüğümüzden beri sadece 50 mesajcık attı bana ve mesajların geneli övgü dolu sözler vede sırıttıran iltifatlar, geriye kalanlar ise iyi geceler vede sabahın 7 'sinde gelen günaydın mesajları.Herşey gayet yolunda gidiyor ben dersaneye dersaneden sonra sahil turuna ve daha sonra otobüse binip Umurbey'e eve geliyorum ilk hafta bu şekilde geçti ve cuma günü gelen bir mesaj beni heyecanlandırmaya vede hayatıma biraz maratonluk katmama sebep oldu.Mesaj:Merhaba naber nasıl geçiyor günlerin ? Güzel yüzünü vede muhteşem gülüşünü unutamadım, sende bir başka hissediyorum kendimi eğer yarın müsaitsen dershaneden sonra sennle görüşmek ve sahilde çaybahçesinde oturup bişiler içmek isterim.(Şu çay bahçelerinin dili olsada konuşsalar , canım cicim aylarının vaz geçilmez mekanlarından biri :))) Artık çay bahçeleri yerine bedroom tercih ediyorum eeee anacım geçen zamana yazık versende bi türlü vermesende bi türlü en iyisi başladığı gibi bitsinki sıradakilerde nasiplensin sonuçta toprak olacak.:)))
ERTESİ GÜN:Dershanede zaman geçmek bilmiyor , sınıfı bir çay bahçesi olarak hayal ediyor öğretmenide orada çalışan bir garson olarak görüyorum yanımdaki kızıda dershaneden sonra görüşeceğim ilerde arkek arkadaşım olacak şahıs olarak görüyorum.Biryandan dersi kaçırmamaya çalışıyor bir yandanda çaybahçesinde geçireceğim zorlu maratonu hayal ediyorum,bir ara öğretmenin sorduğu bir soruya bende bir çay alabilirmiyim diyecektim o derece yani :)))Sanırım önümdeki bir çok dershane günüm böyle sabırsızlıkla beklemekle geçecek.Zaman gelip çattı vede kendimi elimde test kitaplarıyla sakil yolundaki o kafenin kapısında buldum.Orada oturuyo o.....çocuğu .Pişmiş kelle gibi sırıyor hergele ama ne yapim kendimi kaptırıyorum her seferinde ve tuzağa düşüyorum.Oturduğu masaya giderken bile tercih yapmak için yanında bulunan 3 sandalyeden hangisine oturmalıyım diye düşünüyorum...Otur işte birine sonuç olarak en fazla 30 dk oturacaksınız vede seni tekrar evine davet edecek sende başta mırıldanacaksın ama sonra tıpış tıpış gideceksin kalp düşmanı genç lubunya katili ile:)))
Herşey düşündüğüm gibi oldu kendimi onun sıcak kolllarında öpüşürken ağzımın içinde gezinen ıslak sıcak dilinde erirken buldum...Allahım beni çok heycanlandırıyor sözleri içimi eritiyor ,bakışları pembe bulutlarla kaplı bir ormandaymışım gibi hissettiriyordu.Süper bir kokusu vardı dağ yamaçlarında bulunan ıhlamurların deniz yosunları ile sex yaptıktan sonra ortaya çıkan o egzotik aroma kokusu....Tam olarak olmak istediğim yeni kişiliğim vede bunun ilk meyvesi olan ismi beni heycanlandıran şahıs İlker ve Serhanın bir arada geçirdiği ihtiras ve aşk acısı ile geçen dedikoduların vede aldatmaların çevrelediği hikaye başlıyor....
Devam Edecek...
29 Şubat 2012 Çarşamba
Geçmiş
İLK ÖPÜCÜK!!!!ZEHRİN VUCUTLA VUK-U BULMASI!!!!
Her şey siyah beyaz maskülen bir resim ile başladı. Bir arkadaşlık sitesi keşfettim hayatımın dönüm noktasında, henüz cinsel kimliğimi yeni yeni kabullendiğim bu dönemde keşfettiğim arkadaşlık sitesine evimizin balkonunda çektiğim siyah beyaz o resmi bu siteye profil resmi olarak ekledim.Ramazan ayında saurdan sonra evde net yok ve eve 1 km uzaklıkta ramazan ayı nedeniyle 24 saat açık olan bir kafe var saat 6-7 cıvarları bu kafenin yoluna koyuldum artık mimliğim tamamen elimde ne olduğumun farkında vede bundan haz duymaktaydım heyyecanla kafeye ulaşmaya çalışıyor bir yandanda hayatıma girecek kişileri ve fiziksel özelliklerini hayal ediyordum.Evet kafeye vardım ve o siteye girdim bir mesajjj ohhhh allahım çok heyecanlı ve bir o kadarda meraklıydım... Mesaj şu şekilde ''Merhaba resim harika çok tatlı gülmüşsün bende hoş ve bakımlı biriyim ama burada resmim yok eğer tanışmak istersen msn adresim ...... eklersen sevinirim.''Şuanda orada olsaydım bu mesajı siler vede o siteden üyeliğimi hemen alırdım offfff.... Ben çıtır ve el değmemiş goncagül o mesajın merakına dalıp o kişi ile konuşmaya başladım...
---Merhaba!(o)
---Merhaba, naber?(Ben)
---İsmini bahşeder misin?(o)
---Serhan ben .(Ben)
---Bende İlker memnun oldum serhan nerede yaşıyorsun?(o)
---Ben Bursa Yıldırımda oturuyorum peki ya sen?(Ben)
---Ben Gemlik'teyim .Geliyor musun buraya hiç?(o)
---Aaaa...Amcam memur orada.2 gün sonra gelmeyi düşünüyorum...(Ben)
---Hımmm... Eğer gelirsen senin ile tanışmak birşeyer içmek isterim.(o)
---Tabi neden olmasın:).(Ben)
---Okey o zaman görüşürüz kendine iyiy bak...(o)
---Sende by by...
Bu konuşmalar ile hayatımın geçiş dönemi gerçekleşti vede anacım ben bildiğin ortama giriş yaptım offfff... Ama fenaaaa şeyler yaşadım aşşk acısı-ayrılık acısı-kıskançlık-iftira-aldanmak-boynuzlanmak daha gencecik yaşımda bu duygulları tatım .
2 GÜN SONRA........Gemlikteyim ve onunla görüşmeden önce ondan daha önce tanıştığım adı Cem olan hayatımın sonraki kısmında çok yer alan bir şahıs ''Hayatımın divası akıl hocammm...''Onunla görüştük ilk görüşmeden konuşkan tavırları ve sıcak kişiliği ona karşı Arkadaşlık duygularını beslememe neden oldu ve onu hayatıma arkadaş sıfatı ile almaya karar verdim.Birlikte zaman geçirdikten sonra ayrıldık ve ben İlker ile görüşmek için onu aradım .
---Merhaba ben Serhan şuanda gemlikteyim müsait isen görüşelim...(Ben)
---Hoş geldin :) 30 dakikaya hazır olurum meydandaki parkta buluşuruz...(o)
---Okey bekliyorum seni görüşmek üzere byyy...(Ben)
Hayatımı değiştiren büyük olayların başlangıcı, kendime veda etmeden önceki son bekleyişim...O gelir ve Gemlik sahil kenarında yürümeye başlarız hava kararmadan önceki son 1 saat birbirimizi tanımaya çalışıyor bir yandanda fiziksel olarak biribirmizi inceliyoruz...İlk görüşmede kanserden ömüş annesinden bahsetmeye başladı ve acıtasyon yaparak kendini duygusal bir insan olarak göstermeye çalıştı.Göz göze geldiğimzide ''Bakma öyleeee...'' dedi. Bende ''Neden bir sakıncasımı var'' o '' Hayır çok hoşsun kendimi kötü hissetmeme sebep oluyor '' :)))) hahahaha bir erkekten bu lafları duymak müthiş ilham vermişti bana ki 30 dakika sonra kendimi onun evine girerken buldum.(Durrrr gitme oraya gidersen yanarsın...) Haykırmak nafile onun evine gittik ve koltuğa oturduk bile hatta gazoz bile içiyoruz (ama ilaç yok içinde sonuçta alan memnun veren memnun :)))Biz salonda oturuyoruz .Karşımızdaki odadada gitarçalan birileri var sanırım aile fertlerinden sordum tabiki çünkü endişeliyim :) kardeşi ve onun saz gurubu olduğunu soledi.Hımmmm Hoş çocuk kardeşi en azından abisinden daha duygulu olduğu kesindir:))) şşşşşş!!!Duymasın:P Onun ela gözlerinde kayboluyor bazen gerçek hayata geliyordum ama bazende kendimi bir saçmalığın içinde düşünüyordum...Ozamanlar renkli gözlere hastaydım elada favori rengimdi ama şimdi koyu renkler dikkatimi çekiyor :) Bir anda kendimi sıcak birçift dudakta buldum. Sanki biri benden habersiz beni öpüyordu evet evet o ibne ... aaaaaa çok utandım yüzüm kızardı ne yapacağımı ne söyleyeceğimi bilemedim karşı tarafa bakamıyordum utancımdan :) Bir yandan heterosexual kişiliklerin salona gelme teklikesi diğer yandan öpülmüş olmamın verdiği hazz ama bu haz beni utandırmış hatta yüzümü kızartmıştı ateş basssstı beni ohhhhhh...O ilk öpücük herşey unutulur anılar bile ama ilkler asla mükemmeldi ıslak ve sıcak....
Burada bitiriyorum devamı daha sonraaaaa....
Her şey siyah beyaz maskülen bir resim ile başladı. Bir arkadaşlık sitesi keşfettim hayatımın dönüm noktasında, henüz cinsel kimliğimi yeni yeni kabullendiğim bu dönemde keşfettiğim arkadaşlık sitesine evimizin balkonunda çektiğim siyah beyaz o resmi bu siteye profil resmi olarak ekledim.Ramazan ayında saurdan sonra evde net yok ve eve 1 km uzaklıkta ramazan ayı nedeniyle 24 saat açık olan bir kafe var saat 6-7 cıvarları bu kafenin yoluna koyuldum artık mimliğim tamamen elimde ne olduğumun farkında vede bundan haz duymaktaydım heyyecanla kafeye ulaşmaya çalışıyor bir yandanda hayatıma girecek kişileri ve fiziksel özelliklerini hayal ediyordum.Evet kafeye vardım ve o siteye girdim bir mesajjj ohhhh allahım çok heyecanlı ve bir o kadarda meraklıydım... Mesaj şu şekilde ''Merhaba resim harika çok tatlı gülmüşsün bende hoş ve bakımlı biriyim ama burada resmim yok eğer tanışmak istersen msn adresim ...... eklersen sevinirim.''Şuanda orada olsaydım bu mesajı siler vede o siteden üyeliğimi hemen alırdım offfff.... Ben çıtır ve el değmemiş goncagül o mesajın merakına dalıp o kişi ile konuşmaya başladım...
---Merhaba!(o)
---Merhaba, naber?(Ben)
---İsmini bahşeder misin?(o)
---Serhan ben .(Ben)
---Bende İlker memnun oldum serhan nerede yaşıyorsun?(o)
---Ben Bursa Yıldırımda oturuyorum peki ya sen?(Ben)
---Ben Gemlik'teyim .Geliyor musun buraya hiç?(o)
---Aaaa...Amcam memur orada.2 gün sonra gelmeyi düşünüyorum...(Ben)
---Hımmm... Eğer gelirsen senin ile tanışmak birşeyer içmek isterim.(o)
---Tabi neden olmasın:).(Ben)
---Okey o zaman görüşürüz kendine iyiy bak...(o)
---Sende by by...
Bu konuşmalar ile hayatımın geçiş dönemi gerçekleşti vede anacım ben bildiğin ortama giriş yaptım offfff... Ama fenaaaa şeyler yaşadım aşşk acısı-ayrılık acısı-kıskançlık-iftira-aldanmak-boynuzlanmak daha gencecik yaşımda bu duygulları tatım .
2 GÜN SONRA........Gemlikteyim ve onunla görüşmeden önce ondan daha önce tanıştığım adı Cem olan hayatımın sonraki kısmında çok yer alan bir şahıs ''Hayatımın divası akıl hocammm...''Onunla görüştük ilk görüşmeden konuşkan tavırları ve sıcak kişiliği ona karşı Arkadaşlık duygularını beslememe neden oldu ve onu hayatıma arkadaş sıfatı ile almaya karar verdim.Birlikte zaman geçirdikten sonra ayrıldık ve ben İlker ile görüşmek için onu aradım .
---Merhaba ben Serhan şuanda gemlikteyim müsait isen görüşelim...(Ben)
---Hoş geldin :) 30 dakikaya hazır olurum meydandaki parkta buluşuruz...(o)
---Okey bekliyorum seni görüşmek üzere byyy...(Ben)
Hayatımı değiştiren büyük olayların başlangıcı, kendime veda etmeden önceki son bekleyişim...O gelir ve Gemlik sahil kenarında yürümeye başlarız hava kararmadan önceki son 1 saat birbirimizi tanımaya çalışıyor bir yandanda fiziksel olarak biribirmizi inceliyoruz...İlk görüşmede kanserden ömüş annesinden bahsetmeye başladı ve acıtasyon yaparak kendini duygusal bir insan olarak göstermeye çalıştı.Göz göze geldiğimzide ''Bakma öyleeee...'' dedi. Bende ''Neden bir sakıncasımı var'' o '' Hayır çok hoşsun kendimi kötü hissetmeme sebep oluyor '' :)))) hahahaha bir erkekten bu lafları duymak müthiş ilham vermişti bana ki 30 dakika sonra kendimi onun evine girerken buldum.(Durrrr gitme oraya gidersen yanarsın...) Haykırmak nafile onun evine gittik ve koltuğa oturduk bile hatta gazoz bile içiyoruz (ama ilaç yok içinde sonuçta alan memnun veren memnun :)))Biz salonda oturuyoruz .Karşımızdaki odadada gitarçalan birileri var sanırım aile fertlerinden sordum tabiki çünkü endişeliyim :) kardeşi ve onun saz gurubu olduğunu soledi.Hımmmm Hoş çocuk kardeşi en azından abisinden daha duygulu olduğu kesindir:))) şşşşşş!!!Duymasın:P Onun ela gözlerinde kayboluyor bazen gerçek hayata geliyordum ama bazende kendimi bir saçmalığın içinde düşünüyordum...Ozamanlar renkli gözlere hastaydım elada favori rengimdi ama şimdi koyu renkler dikkatimi çekiyor :) Bir anda kendimi sıcak birçift dudakta buldum. Sanki biri benden habersiz beni öpüyordu evet evet o ibne ... aaaaaa çok utandım yüzüm kızardı ne yapacağımı ne söyleyeceğimi bilemedim karşı tarafa bakamıyordum utancımdan :) Bir yandan heterosexual kişiliklerin salona gelme teklikesi diğer yandan öpülmüş olmamın verdiği hazz ama bu haz beni utandırmış hatta yüzümü kızartmıştı ateş basssstı beni ohhhhhh...O ilk öpücük herşey unutulur anılar bile ama ilkler asla mükemmeldi ıslak ve sıcak....
Burada bitiriyorum devamı daha sonraaaaa....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




